Şehir Ceryanı

şehir

Şehir Ceryanı

                                                                                   Eski bir resme bakar gibi bak şehre…

Bizi bu havalar değil biz bu havaları mahvettik
Nasıl bilirsiniz diye sordular
Nasıl bilebilirdik ki, gözlerine bile bakmadık
Selam vermedik ölüme
Ömür artık burada
Islak bir betona yazılmış tarih
Pencereye doğmayan güneş
İliklere kadar cehennem ve keşmekeş
Şehir demek kar yağdığında daha çok ayak izi
Yürüdükçe iz bırakmamakta mahir
Üzülmüş gibi yapanların
Kendi acılarının kıymetini bilmeyenlerin
Kıymet bilmeyen kaldırımların
Tüm hakları haklı; tüm bacaları, çatıları saklı
Göğü rahat bırakmamız lazım
Ne ettiysek kendimize
Kıyamet-i farika dediler
Tirenler  hızlandı, satırlar tozlu
Öpünce de geçmiyor artık çocuk değiliz
Ölünce geçecek bundan sonra ne varsa
Hep sözümüz kesiliyor insan içlerinde
İnsan içleri kiraya veriliyor
İnsanlar içine karıştırmıyor başkasını
Benim nedenim diyor, benim kar ağrım
Şehir yepisyeni insanlar üretiyor
Makine yapan makineler
Başka bir dün mümkün-dü
Acıya doymadan doğduğumuz bu yerlerde
Her şeyi unutturan bir unutkanlıkla
Edilmiş bir yeminin ilk günü gibi
Gelip geçiveriyor unutularak
Şehir ceryanında kalıyoruz
Aklımız tutuluyor, gözlerimizde millerle uyanıyoruz her sabah
Hiç bir şehir işgalden kurtulmuyor, hiç bir kalp
Bir sağır acı duyuyor şehirden
Acı duyuluyor
Bir yıkım kararı bildiriliyor bir çocuğa
Bir çok bir oluveriyor her taraf
Bireysel intihar, bireysel bankacılık ve kâr
Bir ölüm var ve kimse dehşete düşmüyor.

-Murat Özel

Murat Özel

Ne zaman doğduğumla alakalı alimler ihtilafa düşse de, reenkarnasyona inanmam. Sadece tabancaları(namlusu bana dönükse) severim. Yanlış anlaşılmaya, anlatmaya, daha uzun yaşamanın sırlarına karşıyım. Bir de kişisel gelişime. Hayatta en çok sevdiğim söz de Ah Muhsin Ünlü'nün sözüdür: "insan acizdir, muhtaçtır; fazla artistlik yapmamalıdır" Yeni bir şey olursa söylerim.

3 thoughts on “Şehir Ceryanı

  • 02/02/2013 at 16:53
    Permalink

    “Bugünün hızlı dünyasında, ne yazık ki tefekküre yer yok. Bir mahkûmun iyiye kullanabileceği bolca vakti oluyor. Bir insanın düşünmeye ihtiyacı varsa, gideceği en iyi yer, üniversiteden sonra hapishanedir. ”

    içerik olarak bana malcolm x’in bu sözünü hatırlattı. o kadar kafamız kalabalık ki, düşünmeye bile vaktimiz yok.

    Reply
  • 06/02/2013 at 03:07
    Permalink

    ‘Aklımız tutuluyor, gözlerimizde millerle uyanıyoruz her sabah’
    Son günlerin rüya arzuhalcisi. ‘Bir ölüm var ve kimse dehşete düşmüyor’
    Kiremit tozlu inşaatlara ‘ustacılaaar!” diye bağıran Eray oğlan olsa şöyle derdi: ”ben bu şiiri çok severim.”

    Reply
  • 19/02/2013 at 11:48
    Permalink

    ‘Şehrin insanı, şehrin insanı, şehrin…’ ve devamı geçiyor içimden. şehrin insanının şehre dönüp bakmaya vakti yok, gözü yok, kalbi yok.

    Şiir çok güzel. Tebrik ederim…

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir