Şavkıyan

Ağzımda bir zikir gibi tutup bekliyorum
Irlanan ihtiyarlarla bekliyorum nedameti
Silindir sayısı arttıkça azalan
Bütün dünyayı çalkayan
Bizi bütün dünyadan ayan
Bizi birbirimize bitiştiren birörnek
Yurttaşlar olarak idame-i hayat eyleten dünyanın
Boyası akmamakta mıdır? akmayacak mıdır?
Ne düğün olur bilinir, ne ölüm olur duyulur
Yalnız bir uyku hali, mahmurluk bilemedin
Gayri ihtiyarların da sözü hikayedir
Kimse çıkmak istemez bu dünya işinin içinden gelse de
İsteyene de elbet bir bahane bulunur
Suçumuz Babil’deki kuyuya sarkıtılanın suçu
Gocalar Çukuru isim değiştiriyor ve şekil
Nice şeyhleri terk edip gelerek sürüyoruz
Silindir sayısı artıyor, biz azalıyoruz
Kardeş kardeşin karnını yararak
Kardeş kardeşin kanına girerek
Karındaşım Jack
İşkembeyle kalbi trampa ediyor: ciğer hediye, ve sızı
Şimdi, nef(e)simizden arta kalan bir kaç kelamı
Diyeyim de gideyim;
Eğlendim ve eyledim dünyayı, eğlendik ve eyledik
Yara göründü!
Peki ecza nerede?
Bir kalbimiz var mı artık gerçekten, bir serinlik, bir nefes
Tabularasalar kat karşılığı, uçuşuyor yarasalar
Hepimizin kalbi en az üç tefeciye rehinli
Kule cevap vermezse de olur; ya gökler
Akıl dişi, köpek yıldızı, eğitimsiz at
Fidanı temiz suyla sulanmış evlat
Kerpice katık olan saf su, dereden
Sen devam et ufka bir vinç boyunda
Bize kalsın arpanın boyu ve şükrün

 

-Murat ÖZEL

 

*Bu şiir, Yılkı Fanzin’in ilk sayısında yayınlanmıştır.

Resim: Bünyamin K.

Murat Özel

Ne zaman doğduğumla alakalı alimler ihtilafa düşse de, reenkarnasyona inanmam. Sadece tabancaları(namlusu bana dönükse) severim. Yanlış anlaşılmaya, anlatmaya, daha uzun yaşamanın sırlarına karşıyım. Bir de kişisel gelişime. Hayatta en çok sevdiğim söz de Ah Muhsin Ünlü'nün sözüdür: "insan acizdir, muhtaçtır; fazla artistlik yapmamalıdır" Yeni bir şey olursa söylerim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir