Mango Sanat Manifestosu

Dünya’da ve üzerinde bilumum yaşam belirtileri olan yapılarda sanat sadece yapıldığı dönemin acılarını yansıtmak için yapılır/yapılmıştır/yapılacaktır. Geyik muhabbetinden sıkılan, geyik muhabbeti duydukça artık kulaklarında acı hisseden birinin Geyikli Gece adında bir isyan şiiri yazması ya da fakirlikten her yere yürüyerek giden bir şairin, şiirine nasır sokması buna delil olarak gösterilebilir (şimdi olsa, “akbilimde para bitmiş son durakta inince doldurup basarım” diyip ara durakta inerdi).

Şimdi bu doğruluğu, bu kesin bilgiyi cebimize koyup, biraz alışverişe çıkalım.

Mango’dayız. Her yer, dergilerde ve billboardlarda imal edilmiş kadınlara benzemek için, alıcılarını ve memelerini sonuna kadar açmış başka kadınlarla dolu. Buraya halk arasında “al al kadınları cenneti” de deniyor. Bakın, şu birbirine doğru koşan iki kadını görüyor musunuz? Son kalan kutsal badiye daha önce ulaşmak için ulu keçi dansı yapıyorlar. Ya şu mübarek elbiselere el sürmek, eteklerini öpmek için sağa sola koşuşturan hanım kızları görüyor musunuz? Ne kadar da feyzliler değil mi?

Şimdi bir dakika boyunca kağıttaki şu noktaya (.) sabit bakın ve ardından gözlerinizi sıkıca yumup arkanıza yaslanın. Gözünüzün önüne bir sürü sıkkın adam silueti geliyor değil mi? Şimdi gözünüzü açın. (-Merhaba sevgili yazar, “maymun gözünü açtı” esprisinin patenti Metin Şentürk’te olduğu için burada kullanmanıza izin veremiyoruz. –Sağlık olsun.) O gördüğünüz siluet erkekler, Mango’da hâlihazırda ibadetlerini yapan kadınları kıyafet kabinlerinin önünde bekleyen mazlum kabile erkekleri. Ellerini önlerinde bağlayış şekilleri ve ellerinde tuttukları eş çantaları, efendilerine olan tabiiyetlerinin bir nişanı. Sıkkın yüz ifadesine sahip olanlar, eşleri kabinde kıyafet deneyenler. Gülenler ise az önce yüzü somurtuk olan ama şimdi eşinin denediği kıyafete methiyeler düzmek için sırıtanlardır. “Aaa karıcığım bu çok güzel. Kesin almalısın!”

İşte bugün, bu adamları anlatmayan sanat, sanat değildir. Aslında olmak istemediği bir yerde olan, mağaza içinde tek işlevi vestiyerlik ve eş övücülük olan, az sonra kasaya domalacak olmanın verdiği gerizekalı keyifle sırıtan bu adamların acısını anlatmayan şiir, şiir değildir. Aslında kredi kartında adı yazmasa, evlilik cüzdanında da adı yazmayacak olmasına rağmen hâlâ intihar etmemiş bu adamların acılarını anlatmayan sanat niye var olsun ki? Olmasın.

BUGÜN, YOLU MANGO’DAN GEÇMEYEN SANAT, SANAT DEĞİLDİR.

ŞİİR MANGO’DADIR, ÇÜNKÜ MANGODAKİ ERKEK ÇIKMAZDADIR.

Özetle:

SANAT, MANGO’DUR.

—————————————————————–
Bu yazı, Hacı Şair Dergisi 23. Koltuk sayısında yayınlanmıştır.

Melih Tuğtağ

"Melih Tuğtağ'ın (nam-ı diğer muhtar'ın) hayattaki en büyük başarısı; İstanbul sınırları içerisinde doğarak, İstanbul'a yağan son büyük karın, onun olduğu bir dünyaya bir daha yağmak istememesinden dolayı; "son" olmasına sebep olmasıdır." Bu cümleden de anlaşılacağı üzere 80'lerin sonunda İstanbulda doğmuş, mühendis kafası, talim ve terbiyesi ile yetiştirilmiş bir yazarımsı, çizerimsidir Melih Tuğtağ. (kendinden 3 tekil şahısta bahsetmesi tamamen özgeçmiş formatının halt yemesidir) -iletişim: tugtagmelih@gmail.com

2 thoughts on “Mango Sanat Manifestosu

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir