Madame Mort

art 727

Madame Mort

 Şiire ismini, bilmeden de olsa veren Yücel Öztürk’e ithaftır.

İhtiyaç hâlinde göğü kırın,
Ya da boğulun bataklığında                                                                                                                                                                                              dil felsefesinin.
Öyle olmayacaktı aslında, sadece
gülecektim veya öpecektim – ellerini.
Çok yanlış kararlarla çok yanlış gelmeler
Her parkur biraz daha yoruluyor isimler
Devre arası vakti, biraz nefes alalım.

Ben çok rahvan, biz çok ivedi
Çöktüm bir dağın yamacına, bulutlar mosmor
Kulağıma çalınan şuh kokulu bir natürmort
Çok şakasızlıktan öldü, madame mort!
“Gidelim” dedi Hızır, nehirler cıvıldadı
Her adım, bin geri dönüş tutkusu
Olmadık kabuslardan hikâyeler dürerken
Kanatsız çıktım maça, kollarım kırılmasın
Bana düşen şimdi, bir hakkımızda hayırlısı.

Oysalarla öldürdü ihtimalleri utangaç makinist
Caddelerde develer güreşiyordu, bahisler artışta
Kapalıçarşı bugün hareketsiz, bir kıyamet nişanesi
Sen bana ağlarsan, ben sana daha bağlansam
Olmadı bunun kodunu yazarız her şey possible.
Bende bir Musa hâli yok, Hızırla seyahatte
Manzaraları tek tek öldürüyorum, tabii bir yanlışlıkla
Sana söylemediğim satırlardan dilim sorumlu değildir!
Son olarak;
Hakem hakkında konuşmak istemiyorum.

– Bilâl Habeş Evran

Bilal Habeş Evran

Sinema üzerine birşeyler karalama gayretinde bir adem. Bol okur, gereksiz düşünür. Sessiz, sakin, soğuk bir karakter. İşbu sitenin editörü yani bir nevi hizmetçisi. Şimdilik bu kadar.

7 thoughts on “Madame Mort

  • 17/05/2013 at 19:15
    Permalink

    koltuğa düştü eli
    düşer gibi toprağa,
    gözleri kovaladı zihninin oyununu
    tüller son kez havalandığında,
    zaman geçti, zaman güçtü
    zaman çoktu, zaman hiçti
    heyhat belki de,
    eski mutfağında
    elinden kayıp düşen
    yorgun bir bardak kadar
    umrunda olmadı dünya…

    Reply
    • 17/05/2013 at 19:42
      Permalink

      Gelip geçen bahar gibi,
      Solgunlaştı, ketumlaştı…
      Dilinden düşmedi bir tek heyhat nidâsı,
      Böyle nefes alıp verdi
      Zamanın akışında.

      Reply
  • 17/05/2013 at 22:04
    Permalink

    sen iyi ki yazdın bu şiiri,
    benim uzun uzun anlatmama gerek kalmıyor bir çok şeyi.
    hala şaşırabiliyorum ama
    nasıl oluyor da bir şiir bu kadar “hislerime tercüman” yeteneğinin sahibi?
    şaşırdıkça daha çok seviyorum şiiri…

    (bu da benim şiir süsü veril(eme)miş yorumumdu)
    :)

    Reply
    • 18/05/2013 at 00:06
      Permalink

      zaten şiirin ekmeğini sen yedin. :)

      senin hislerine tercüman olduysa daha çok sevindim. umudumu kaybetmek üzereyken şiirden çıkıp geldi. inşallah böyle yazmaya devam ederim.

      seni şaşırtan şeyler yazmak vefa borcu olsun ol vakit.

      (benimki de nesirimsi cevabımdı. ) :)

      Reply
  • 17/05/2013 at 23:14
    Permalink

    Evvvvet… bu ithafı severek kabul ediyorum :)

    Şiiri ilk okuyuşumda madam sıyrılıp dizelereden en üste çıkmıştı .

    ..nehirler cıvıldasın da madam mort şad olsun..

    Reply
    • 18/05/2013 at 01:12
      Permalink

      ithaflar sana kurban olsun abi. büyük baş, küçük baş ve angus olarak keseceğiz birazdan. mahalleli bayram etsin. :)

      madam meselesini ikimizin de sevdiği biri üzerinden yazacağım inşallah. kafamdaki öykü tekniğini de yansıtırsam tamamdır.

      madam mort’a Allah’tan rahmet sevenlerine de bir tabak irmik helvası diliyorum.

      Reply
  • 19/05/2013 at 18:12
    Permalink

    Şiir anlaşılmamalı, sadece duyulmalıdır der kimi büyük şairler…

    biraz anladım, biraz duydum…

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir