Lavinia. Stop.

Lavinia. Stop.

[Lavinia’ya dair marazlarımın
ve madiklerimin şiiridir]

Özdemir Asaf’tan özür dilerim

sana gitme demeyeceğim
az otur, sonra gidersin Lavinia
gel bir çay içelim
şekerini ben atayım
üç virgül kırk sekiz tane
sen çayını içerken ben de ezberleyeyim seni
-evet, ezberci sistemin kurbanıyım
üç kişilik sıralarda yaşken eğilmiştim arka sıraya doğru-
biraz kilo mu almışsın?
yakışmış.
anoreksiya senden uzak olsun
bir dirhem et, bin yüz altmış yedi ayıp örter.
-küsurat verdim ki; yalan söylediğim anlaşılmasın.

sana gitme demeyeceğim
lütfen, defol Lavinia
biz cep telefonlarına güvenirdik o zamanlar
ve bitebilen bataryalara
iyi icattı hayta. kabul ederdik amenna
itimadım elli beş buçuk cevapsız çağrıyla bitti
buçuklarda kısmet değilmişiz,
tam olamadık bi’ türlü
ama gelirsen de yok demem hala
bir müsait zamanda
mesela öğleden sonra
taksim börgırın önünde,
tamda ya da buçukta
sen kalabalığa aldırma
gel ya hu. bendensin.
geciksen de mühim değil,
ben beklerim
gelince seni sevdiğimi de söylerim belki
CD nezaretinde bozuk plak sendromu bu
emeğe saygı göster. idare et lütfen
klaket “seni seviyorum” kestik.
Sahne tekrar no: iki yüz elli sekiz
-küsurat verdim ki; yalan söylediğim anlaşılmasın

-Melih Tuğtağ

not: hiç bir sayı tesadüfen birlikte olmaz

Melih Tuğtağ

"Melih Tuğtağ'ın (nam-ı diğer muhtar'ın) hayattaki en büyük başarısı; İstanbul sınırları içerisinde doğarak, İstanbul'a yağan son büyük karın, onun olduğu bir dünyaya bir daha yağmak istememesinden dolayı; "son" olmasına sebep olmasıdır." Bu cümleden de anlaşılacağı üzere 80'lerin sonunda İstanbulda doğmuş, mühendis kafası, talim ve terbiyesi ile yetiştirilmiş bir yazarımsı, çizerimsidir Melih Tuğtağ. (kendinden 3 tekil şahısta bahsetmesi tamamen özgeçmiş formatının halt yemesidir) -iletişim: tugtagmelih@gmail.com

12 thoughts on “Lavinia. Stop.

  • 04/03/2012 at 22:31
    Permalink

    güzelmiş, pek serseri. bence özdemir asaf kızmazdı. hoşuna bile gidebilirdi:)

    Reply
  • 05/03/2012 at 10:09
    Permalink

    Beste var mı, beste? Düzağaç şart değil. ;)

    Reply
  • 06/03/2012 at 14:48
    Permalink

    kaleminle ruhumuzdaki şeytana nişan alırken, zihnimizi de şeytanımızı kollamaya kalkışamayalım diye bir kapıyı tutan küsüratlarla meşgul etme sanatını yeni ustalık alanın olarak belirleyelim diyorum.
    Gitgide güzelleşen bi kalemden gitgide daha berrak dökülüyor kelimeler, kalemi tutan el şimdi imzasını da kağıda değil, şiiri okuyan zihnimize atıyor çaktırmadan, dimağımızda imzanla gezecek oluyoruz.
    güzel de oluyor.

    Reply
    • 06/03/2012 at 15:15
      Permalink

      efenim, pek çok, çok pek teşekkür ediyorum.
      bu arada aklıma Mazhar babadan şu geldi: “içimizdeki şeytanlara zülfikarlarla saldırdık”

      Reply
  • 06/03/2012 at 23:45
    Permalink

    Güzel olmuş, eline sağlık. Âsaf duymuştur ve hoşuna gitmiştir eminim.

    Reply
  • 06/03/2012 at 23:53
    Permalink

    biraz birinci yeni, biraz ikinci yeni belki de üçüncü yenidir kimbilir. espri zeka işidir, şiirin de zeka gerektiren bir matematiği vardır, bu türü adı her neyse seviyorum da keşke lavinyayı karıştırmasaymışınız:) selamlar…

    Reply
  • 07/03/2012 at 00:22
    Permalink

    Seyis’in, şiirde sevip, üzerinde günlerce beklediği dize(ler)e verdiği bir sıfat vardır. ”Dehşetli” ”Dehşetli bir ifade” der. Şiirin tamamını bu dize(ler)e satabilir. Bu şiirde de dehşetli ifadeler var. Misal; sekiz virgül yedinci dize, on üçüncü dize, sondan beşinci dize ve katları. Bir de, duası, çayı ve en az iki kez ”lütfen” i olan şiir ne güzel şiir.” Anoreksiya senden uzak olsun” amin.

    Reply
    • 07/03/2012 at 00:29
      Permalink

      dehşetle beslenip, üzerinize afiyet, güzel bir ziyafet çekip dokuzbin ikiyüz yirmi iki kere teşekkür ederim :)

      Reply
  • 25/10/2013 at 17:19
    Permalink

    Sesimi çıkar sesinden rica ederim,
    ayrı dünyaların frekanslarıyız artık

    elbet anlar gibi olur
    herkes bir anlığına birini
    ve bir parçası kaybolmuştur
    kırılan bir şeyin her zaman
    tekrar bir araya getirilme ihtimaline karşı
    kaderin bazen
    ancak mikroskopla görülebilen
    bir oyunudur bu…

    Reply

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir