Kaybetme Cihazı

“Pardon müdür bey, duyamıyorum söylediklerinizi,” dedi Ahmet.
Solunda oturan kısa boylu, ciddi elbiseli, ama ayakkabılarının bağcıkları kırmızı adam, elini, boşver biz de dinlemiyoruz manasında salladı. Müdür kendisini öven ve buralara nasıl geldiğini anlatan söylevini kimbilir kaçıncı kez yineliyordu. Başka bir aleme geçmiş gibi duyarsızdı çevresine. Ahmet’e cevap vermedi müdür.

Israr etmedi Ahmet. Sanki daha iyi duyacakmış gibi gözlerini kıstı, sandalyesini yaklaştırdı müdüre. Elinde kağıt ve kalem, işle alakalı birkaç kelime söylenir de yazarım diye dikkatlice bekliyordu. Ancak bu beklemenin anlamsız olduğunu çok geçmeden fark etmeye başladı. Hemen yanındaki giyimi kuşamı yerinde sarışın kadın sürekli telefonuyla uğraşıyordu. Takım elbisesinin ütüsü aşırı nizami adam ise uzaklara dalmıştı. Ütüsü hiç bozulmayan ve dış görünüşüne haddinden fazla önem veren insanlardan korkardı Ahmet. İşin kötüsü yeni çalışacağı yer, korktuğu bu insanlarla doluydu.

Morali bozuldu. Kendisini iyi yetiştirip birden fazla yabancı dil bildiği için alınmamıştı işe. Şirketlerin kendisi gibi birkaç kişiyi çalıştırma zorunluluğundan girebilmişti bu ofise. kadar uzun süre işsiz dolaşmıştı ki bir yerden başlamak lazım, diye düşünüp hemen kabul etmişti bu işi. İşsizliğin ruhuna yapıştırdığı bunalımı üzerinden atmış, büyük bir heyecanla gitmişti çalışacağı yere.

Müdür, herkese iyi çalışmalar, dedikten sonra Ahmet’i yanına çağırdı.
“Seni büro hizmetlerinde kullanacağız,” dedi müdür. Ahmet bitirdiği okulları, bildiği yabancı dilleri ve programları sayıp istenirse daha faydalı olabileceğini söylese de müdür bunun olamayacağına dair kelimeler sıralıyordu. Ahmet müdürün son dediklerini iyi duyamadı.
“Söylediklerinizi tekrar edebilir misiniz?”
“Dünyaları da bilsen bu halinle işe yaramazsın,” dedi müdür sesini yükselterek.
“Efendim işitme cihazımın pili zayıfladı ilk maaşımla yenileyeceğim kusura bakmayın,” diye çırpınan Ahmet, kendisine çevrilmiş; ama içine bakınca burada olmadıklarını söyleyen gözleri görünce boşuna çırpındığını anladı.

Her şeye rağmen eve mutlu geldi. Bir şeyler yedikten sonra eline kağıt kalem alıp televizyonun karşısına geçti. İlk maaşıyla yapılacakları listeledi. Uzayıp giden liste birkaç maaşla anca halledilebilirdi. Karaladı hepsini. Kağıdın diğer yüzünü çevirip tekrar başladı;

“Annemin mezarı yaptırılacak,
Babamın köydeki evine su deposu alınacak,
İşitme cihazının pili yenilenecek…”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir