Jet Pilotu Arsen ve Zürafa Gali

Arsen ile Gali arasındaki bağ, G-tulumunda yatıyor. Aslında G’yi küçük yazmalıydık, fizik dersinde yerçekimini küçük harf ile gösterirdik çünkü.

Gali, gözlerinin güzelliği, masum bakışları, dengeli dağılmış benekleri ile Fribourg Hayvanat Bahçesi’ndeki gelmiş geçmiş en güzel zürafaydı. Şarl ve ekibi için ise bu güzellik önemli değildi. Onlara sadece sağlıklı bir zürafa gerekiyordu.

İsviçreli profesör doktor Şarl Wein, doçent doktor Murat Fındıkoğlu’na ilettiği elektronik postada, bu ekipte yer alıp alamayacağını sordu. Fakat Murat, devleti için bir projede yer aldığından teklifi nazikçe reddetmek zorunda kalmıştı. Bu sebeple bu muhteşem projede bir tek Türk yer almadı. Bundan dolayı üzgünüz.

Binbaşı Arsen Kaimer, Alman Hava Kuvvetleri’nde yüzlerce uçuş yapmıştı. Onun gibi her jet pilotunun da bir numaralı problemi, yükseldikçe kararan gözler, kaybolan bilinç, nihayet uçağın kontrolünün kaybı idi. Mühendisler ve diğer bilim adamları buna çare bulmak için dünyanın dört bir yanında, uzun zamandan beri seferber olmuşlardı.

Profesör Şarl Wein’a gelirsek onun da başına bir tür elma düşmüştü. Şöyle ki, oğlunu hayvanat bahçesine götürdüğü bir gün, kalbi ile kafası arasında iki metre uzaklık olan zürafaların nasıl olup da tansiyon yüksekliğinden ölmediklerini düşündü kendisi. Tasarladığı deney içinse, ekibindekilerle birlikte, bundan böyle bizim Gali diyeceğimiz Gali’yi seçtiler.

Profesör, işinin ehli cerrah bir veteriner ile kardiyoloğu ekibe katmak için epey bir trafik yaptı. Hayvan en fazla iki saat baygın kalabiliyordu çünkü. Bizim Gali’nin de her halükârda ölüsü değil dirisi lazımdı. Onun adına sevindik doğrusu. Kobaylara insanların yapabildiklerini biliyoruz maalesef.

Kardiyolog olarak Hollanda’dan Uzman Doktor Tobiyas Bendeerman ekibe katıldı. Ketum biri olduğu için onun hakkında bir şey öğrenemedik. Sadece bizim Gali’inin kalbini mükemmel bir şekilde dinledi, grafisini çekti vesaire… Düzenli raporları ve açıklamalarıyla ekibe iyi uyum sağladı kuşkusuz.

Projenin İngilizce adı da entelektüel çevrede çok hoşa gitti: G-raffe. Giraffe zürafa demek ya, ekibin en genç üyesi sensör tasarımcısı yüksek mühendis Halm Steinberger, gravity’nin g’si ile giraffe’nin g’sini eşleştirip böyle bir kelime oyunu yapmış. Welldone Halm!

Veteriner olarak Westfalia’da bir akademide görevli olan Herr Profesör Kurt Monciak düşünüldü. Ulusal ve uluslararası bilim dergilerinde çıkan hatırı sayılır çoklukta makaleleri ve bizzat başarılı ameliyatları ile iyi bir tanınırlığı olan Kurt Monciak elbette ki doğru tercihti.

Bizim Gali Fribourg’da görebileceğiniz en güzel zürafaydı demiştik. Her zaman ilk ikiden; eşek ve ceylanlardan bahsedilir ama en güzel üçüncü gözlere sahip zürafalara hak ettikleri değer niye verilmemiştir? Bunu konuşalım sonra. Evet, Gali’yi iki gün boyunca gözlemlediler. Tansiyonunu ölçtüler. Yemeğine filan dikkat ettiler. Ameliyat günü geldi.

Bu insanlara inanamıyorum ben. Ya sen? Temelde askerî bir problemi çözmek, daha temelde – Profesör Şarl Wein gibiler için- insanoğlunun çoğu zaman gereksiz merakını tatmin etmek için, bir soruyu sormak ve çözmek için sarfedilen, seferber edilen enerjiye bakar mısınız? Tek kelime: Neden? Neden zürafaların boynu bu kadar uzun yani kalpleriyle kafaları arası bu kadar uzakken başları dönüp de düşmüyorlar?

Koca gövdesi uyuşturucuyla devrilirken bizim Gali’nin güzel gözleri ve kirpikleri usulca kapanıyor.

Ünlü ve işinin ehli veteriner kalbi yarıyor. Boyun damarlarına göz atıyor.

Sadece iki saati var.

Gali ölmemeli. Bu deneye ve deneyin başarılı olmasına jet pilotu Arsen’in devletinin çok ihtiyacı var. Dolaylı olarak hava kuvvetleri olan diğer ülkelerin de.

Büyük bir sessizlik ve baskı altında çalışıyor hepsi. Bu sessizlik, hareketlerindeki bu edalar, onların işlerini ne kadar iyi bildiklerini ve ciddiye aldıklarını ortaya koyuyor. Halm çiplerinin mükemmelliğini, Kurt elinin becerisini ve tecrübesini, yardımcı operatörler kazandıkları tecrübeyi düşündü. Hayvanat bahçesindeki Gali’nin ve diğer zürafaların bakıcısı ise tedirgindi. Hayvanlarını çok seven bir bakıcıydı o.

Bizim Gali’nin orasına burasına çipleri yerleştirdiler ve iki saatin sonunda başarılı bir ameliyat gerçekleştirilmiş oldu.

Anestezinin etkisinden yavaşça sıyrılan Gali’nin normale döndüğünü anladıklarında ekipteki sakin sevinci görmeliydiniz. Oh, adamlar işlerini biliyor!

Gali bir hafta boyunca çipleri vasıtasıyla veriler gönderdi. Herr Monciak bunları analiz etti ve anlamlı bir şekilde yorumladı.

İsviçreli G-tulumu üreticileri bu sonuçlar için ekiple çoktan anlaşmışlardı. Şirketin bu projede görevlendirilmiş tasarımcı mühendisleri bizim Gali’den gelen veri ve yorumlarla işe koyuldular.

Arsen ve ekibi 6 ay sonra bu yeni G-tulumunun provasını yaptılar.

Sonuç: Harika.

* Bu hikayedeki tek gerçek, deneyin kendisidir. Kişiler, kurumlar ve mekanlar uydurulmuştur.

Nagihan Şahin

İzmir'in tüm kaldırımlarının Avrupa Birliği standartlarında olması için mücadele eden idealist bir mühendis. Bu konuda İspanyol meslektaşları ile CEN Technical Committee TC 227 başlığı altında fikir alış-verişlerini inatla sürdürmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir