Ortalama İnsanın Vasati Romanı: Galiz Kahraman

Uzun iksan efendi nam şahısın yedinci telif eseri olan bu eserde muhtelif çağlara ve kişilere yapılan göndermeler almış başını yürürken, adeta bir seyyah gibi oradan buraya, buradan oraya sürüklenirken bir yandan da “bu kadar da olmaz!” nidalarıyla kitabın sağını solunu sıkıştırıyor, bazen gözlerimizden akan uykuyu zapdetmek için arka arkaya kahve yudumlayıp “hadi len oradan” deyip sayfaları çeviriyoruz. Bazı bölümlerde tomarza dağlarında gezdik, korukları topladık. Nasip!

Eserin ilk kısmı ziyadesiyle yavaş ilerlemekteyken, ikinci kısımda motörü hızlandıran müellif, yer yer ifrada kaçan nüktedanlığı kullanmaktan çekinmemiş, bu kısımlarda nane ruhu koklayarak okumaya devam etmek elzem olmuş. Kırk tilkinin dolandığı kafasıyla, kafasında kırk tilki dolanan baş kahraman yaratan uzun iksan efendimiz, adeta bir yehova yazar gibi kendi fikirlerini bir bir söyletmiş, türlü çeşit ve fırkadan mahlukatı yerin dibine sokup çıkarmış. Bu türden yazarlara yaptığı eleştirilere kendisi de düşmüş gibi olmuş. Efendimiz çok konuşmaz ama siperleri kazıp savaşa hazrılanmıştır, biliriz. Mevlâm güzel eyler!

Eski türkçe kelimelerinin çokluğuyla tenkid yazarlarının oklarını üzerine çeken efendimiz, bu telifinde de üslubundan vazgeçmemiş, eleştirmen taifesine de gerekli sözleri söylemiş. Olsun! Yalnız kitapta geçen bir nobel bahsi var ki, artık tefrite kaçan bir söylem vücuda gelmiş, yüzlerin buruşmasına sebeb olmuştur. Eserde sağdan sola dünyanın her tarafına gönderilen iadeli taahhütlü mektuplar postahane havası yaşatmış, anlamayanlar, hatırlamayanlar ve bu tarz nesiri sevmeyenler için buraları hızlı bir vasıta ile geçmek elzem olmuş. Günümüz müelliflerinde var olan “o da olsun, şunu da şuraya sıkıştıralım” hastalığı kitabı neredeyse ince hastalığa tutturuyormuş. Heyhat! Bu da geçer!

Hızlı bir şekilde yazılıp acele telgrafla yayınevinin yolunu tuttuğunu farzedip, yer yer imla hatalarına görmezden gelirsek (kadı kızında haşa bila kusur aranmazmış) bazı yerlerde ecnebilerin kontinum dediği türden bazı erörler vücuda gelmiş. Müellifin sahife sayısını az tutmasından da sebep, diğer eserlere göre özü çok tutumamış eserde, bu adam/kadın da bunu yapar mı dediğimiz sahifelerde ise yüzümüz biraz asılsa da iksan efendimiz ne buyurmuş acaba diye merakımızdan okumaya devam ettik. Yazarın bir önceki telif eseri olan Yedinci Gün* bu eserden çok daha nitelikli bu kitaptır, yine aynı müellifin Amat** ve Puslu Kıtalar Atlası*** adlı eserlerinin üç dört gömlek altında seyretmektedir kurgu ilmi ve dil açısından.

Ülkemizde edebiyat sathının oldukça yoksul bir vaziyet arz ettiği, yazar denilen fakat dil açısından dilenci konumunda bulunan bir çok şahsın ensemizde boza pişirdiği bu dönemlerde, ülkenin kültür hazinesi ve çoban salatası olduğu her fırsatta yinelenen edebiyat dünyamız bulunduğundan bu kitabın döneminde yayınlanan eserlerden bir çok üstün yanı bulunmaktadır. Mekan kullanımı, karakter çeşitliliği, konu aldığı dönemin iyi aksettirilmesi başarılı yönleri sayılabilir. Yalnız bu kitabı tekrar okuyup, üzerine düşünmek bir sinek için altı kırkbeşlik topu ateşlemek olur, yine de okurlarımızın paşa gönlü ve keyfiyet durumları ne arzeder bilemeyiz. Eyvallah!

________________

*    : İletişim Yayınları, 2012.
**  : İletişim Yayınları, 2005.
***: İletişim Yayınları, 1995.

Ali Berkay

profesyonel okuyucu, amatör yazar. eliptik camları olan bir gözlüğüm var. yazılarımın oluşumu ve gelişiminde eser miktarda kahve ve sigara etkisi olup, yazar bağımlılıklarını asla inkar etmez. aksi belirtilmedikçe öykülerde bahsedilen kişiler ve kurumlar kurgusaldır. hepsinin yanaklarından öperim.

4 thoughts on “Ortalama İnsanın Vasati Romanı: Galiz Kahraman

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir