Ballı Döne

Elma ile tatlandırılmış, şeker ilavesiz, renksiz, yoğun bir sıvı. Dilersek sıcak, dilersek de soğuk suya ekleyip karıştırmamız yeterliymiş. Kafamızı karıştırmasa daha iyi olacak aslında. Günün en temiz saatinde akla düşen elma ihtiyacını giderecek başka bir çözüm yok elimde. Form tutmaya da yararmış hem, baharla beraber üzerimizden atmak istediğimiz fazlalıklar olmalı. Ilık suya ekliyorum ben, ama içimdeki ses sıcak olsa daha iyi olacağını söylüyor. O sırada masadan sarkan kulaklıktan Fransızca şarkılar duyuluyor. Adımlarımı dansa dönüştürmek isterken yere takılıp düşüyorum. Öykünün kahramanının ayağını incittiğim için kaç yıl ceza alırım acaba? Cezayı nakde dönüştürmeseler iyi olacak, şu devirde bir ayak incittim diye para harcayacak kaç insan var? Yatar çıkarım aslanlar gibi.

Elimi korkak alıştırmıyor ve pencereden uzatıyorum başımı. O da ne? Bizim Döne, döne döne geliyor, elinde sepeti, başında yazması. Bana yazacak kadın mı yok Allah aşkına, başlı başına bir sanat eseri Döne, bir felsefe, ideoloji.

13’ünde varmış Keltoş Rıza’ya. Bildiğim tüm küfürleri ondan öğrendim, diyor. “Hocamdır aynı zamanda agopun öküzü. 14’ümde kucağıma Leyla’yı 15’imde de koluma bu sepeti taktı.” Takış o takış! O günden beridir Döne mahallenin en kıyak köşesini kendine mesken tutmuş, gelenin geçenin baş belası, cep düşmanı olmuş. Pencereden baktığımı görünce hızlanıyor adımları beliriyor hemen aşağıda. Ne ettin kız, diyor. Amaaan, diyorum, tıpkı onun iç çekişiyle. Ne yazacağımı düşünüyorum demindir, ayağım da incindi zaten. Tünerim herhalde bir süre pencere önünde. Yaptığın da iş sanki, diyor celallenip. “İn de şu sepetin ağırlığına bak sen, canım çıktı evden getirene dek!”

Koca kalçasını çevirip yürüyor köşesine. Şalvarını yeni mi aldın kız, diyorum. Okkalı bir küfür savuruyor, hak ediyorum. Şalvarımı sev sen, diyor. Seni yazacağım Döne, diye bağırıyorum arkasından. Anana da selamımı yaz, diyor edepsiz, mahallenin ortasında bağırıp. Döne ile ağız dalaşına girmek ben gibi kadınların harcı değil, yerimi bilip dönüyorum köşeme. Elmalı sıvıdan bir yudum alıp püskürtüyorum boşluğa. Hay senin gibi meretin!

Döne, 3 mevsim hep sokaklarda. Kışları sert ve yağışlı olurum diyor, çıkamam anacım sokağa falan. 3 mevsim kazandığım yetmiyor mu Keltoş’a? Keltoş dediği kocası da öyle mülayim bir adam ki. Mahallelinin her işini görür, elinin yetişmediği yer yoktur. Az biraz konuşmayı bilmez, laf çeviremez diye Döne’nin elinde oyuncak adamcağız. Sanırsın bizimkini saçından sürüyerek çalıştırıyor, alkolik, dayakçı, düzenbaz bir koca. Bizim Döne bulsun bir yabancıyı hemen anlatmaya başlar. Ah ben neler çektim şu herifin elinden, bakmayın böyle pısırık durduğuna. Zartayı çekse de bir kurtulsam!

Döne’nin karakteri gün gibi ortada. Kadın hiçbir duygusunu saklayamıyor içinde. Başını belaya sokan da çenesi, onu her işten aklayan da. Döne’nin yanından geçip de hele bir dönüp bakma çiçeklerine. Kurtulamazsın dilinden. Beni pek sever Döne. Durduk yere penceremin altına gelmese olmaz, soracak muhakkak bir sorusu vardır. Dedikodu işine girdiği anda anlar sıkıldığımı, hemen terslemeye başlar. Nazik hanımın büzme çarığı, deyiverir hemen! O küfür ettikçe ben kızarırım.

Döne’nin elinde sepet, sabahtan akşama mahallede dolanır durur. Ağzı bozuk, çenesi düşük olduğundan öyle herkes tarafından da sevilmiyor tabii. Geçen dikilmiş karşısına karşı binadaki beyefendi. Olmuyor, demiş, Döne Hanım. Çoluk çocuğa kötü örnek oluyor bu laflarınız. İstirham ediyorum dikkat ediniz, diye. Döne durur mu, atmış tepesi. Saymış adama bir dolu laf. Ulan, demiş, galaksinin angutu. Karşımda karı gibi ne kırılıyorsun. Varsa bir zorun çık git evine, çıkar üniformanı da delikanlı gibi geri in aşağıya. Böyle görüntü kiri oluyorsun, seçemiyorum seni. Adamcağız ne diyeceğini bilemez halde evine gitmiş süklüm püklüm. Ama akıllı kadın Döne, bunun yanına kar kalmayacağını hesaba katmış olmalı ki adamın çocuklarla bir kibar konuşmalar, hanımına çiçek hediye etmeler. Mahalleliden duydum, güle güle güreşeceksin anacığım, demiş, bunlarla.

Kimin ne olduğunu iyi bilir, Döne. Anlar şıp diye halden. Ayıya senfoni çekmez, eğilmez hak etmeyenin önünde. Delikanlı kadındır, hep imrenirim. Derdi olana farklı yaklaşır, dert çektirene beladır çoğu zaman. Karısını dövüp duran adamı kıstırmış diyorlar köşede. Sonradan anlatıyor, ödü koptu ahlatağanın. Na şuraya yazıyorum, elleşemez artık tazeye!

Sever geçmişinden bahsetmeyi. Güzel kadınmış vaktiyle. Şimdi böyle davlumbaz anası gibi durduğuma bakmayın, der, eskiden ne zayıftım ben. Ballı derlermiş zamanında. Ballı Döne. Dili baldan ırak Döne.

Şahakulade!

*Fotoğraf

Meral Çakar

merush

4 thoughts on “Ballı Döne

  • 07/05/2012 at 13:26
    Permalink

    İyi bir tipleme, güzel bir bütünlük. Güzel olmuş yani :)

    Reply
  • 08/05/2012 at 00:18
    Permalink

    Güzel, güzel ama ekisk var burada. Döne’nin anlı şanlı küfürlerini, iğneli sözlerini aradım durdum hikaye bitene kadar:) Ona yakışanı yani, eğlenceli ve gerçek olanı:)
    Kaleminize sağlık.

    Reply
  • 06/06/2012 at 19:40
    Permalink

    Teşekkür ederim.
    Yücel, haklısınız. Ben de bunu yazarken çok istemiştim biraz daha argo kullanabilmeyi ama alışmadık kalemde küfür durmuyor.
    Döne ile devam etmek istiyorum aslında, belki bir sonrakinde açarız ağzını, yumarız gözünü. :)

    Reply
  • Pingback: Ballı Döne – Merush Hanım -- Meral Yarıcı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir